“Aynı gökyüzü altında, bambaşka hayatlar yaşanır.” Güler Sabancı sabah uyanır. Güneşi filtreleyen perdelerin ardında yeni bir gün başlar. Şoförü çoktan kapıda, toplantı ajandası doludur. O, Türkiye’nin en güçlü kadınlarından biridir. Kadındır ama güvendedir; çünkü serveti, soyadı ve konumu ona görünmez bir zırh sunar. Cam tavanlar onun için çoktan delinmiştir. Ataerkil düzen, onun karşısında baş eğmiştir. Oysa aynı saatlerde, İstanbul’un arka mahallelerinden birinde, bir tekstil işçisi kadın sabah ezanıyla birlikte uyanmıştır. Çocuğunu alelace…
Giriş Bir gün aynaya baktığınızda kendinizi göremediğinizi düşünün. Sesiniz yankılanmaz, adınız unutulur, iziniz silinir. Siz hâlâ oradasınızdır ama dünya sizi terk etmiştir. Modern Türkiye’de kimliğini devletin çizdiği kalıplara sığdıramayan milyonlarca insan, işte böyle bir görünmezlik içinde yaşar. Bu, fiziksel değil; sembolik, kültürel ve siyasal bir yokluktur. Tıpkı Altıncı His filminde Dr. Crowe’un yaşadığı gibi: Hayattadır ama ölü muamelesi görür. Bu yazı, Türkiye’de ulus-devletin inşa ettiği “makbul vatandaş” çerçevesine sığmayan grup…
Türkiye’nin modern tarihi, sık sık askeri müdahalelerle kesintiye uğrayan, halk iradesinin cuntalar eliyle bastırıldığı bir mücadeleler tarihidir. Bu darbeler, yalnızca siyasi iktidarı değil, toplumsal yapının en derin katmanlarını da hedef almış; halkın örgütlenmesini, emeğin haklarını, düşünce ve ifade özgürlüğünü ezerek sermayenin önünü açmıştır. Bu yazıda, Türkiye'deki darbeler tarihine sosyalist bir perspektiften yaklaşacak, özellikle 12 Eylül 1980 darbesini merkeze alarak bu süreci ele alacağız. Zira bu darbe, yalnızca bir hükümeti d…